Aşağıdakiler Yukarıdakiler

Positano Coğrafyası

Tiren Denizi boyunca uzanan Amalfi kıyılarının en çok rağbet gören kasabaları batıda Sorrento’dan doğuda Salerno’ya doğru Positano, Praiano, Conca Dei Marini, Amalfi, Atrani, Ravello, Minori, Maiori ve Vietri Sul Mare. İtalyan kültürüne biraz aşina olanlar “dolce far niente” yani “hiçbir şey yapmamanın güzelliği” değimini duymuşlardır ki değimin tüm bu kasabalarda ayrı ayrı vücut bulduğunu söylemiş olmak mecazlara sığınmaktan fazlası demek aslında. Valizlerinizi bırakıp bölgeyi keşfetmek için otelinizden ilk çıktığınızda kapının hemen kenarında, tahta bir sandalyenin üzerinde uzaklarda bir noktaya bakarak hayatın anlamını bulmuş gibi bir yüz ifadesiyle oturan amcayı, akşam otele döndüğünüzde bir deja vu misali aynı yerde aynı ifadeyle bulup şaşırabilirsiniz örneğin. Sonra ertesi gün gözünüze kestirdiğiniz bir köşede ben de şurada otursam dersiniz, tüm gün sadece anın tadını çıkarıp manzarayı izleyerek, hiçbir şey için kaygılanmadan ve hatta hiçbir şey düşünmeden. Aralarında en çok ve en çabuk Positano size bunu yaşatır. Adeta zamanı yavaşlatır.

Bir yer düşünün ki sağı solu belli olmasın, yön anlatmakta bu iki terim gereksiz kalsın, ya aşağıda olunsun ya da yukarıda kalınsın. Bu nedenle adı “vertical city”ye çıksın. Dağlar bitmeden denizle buluşsun, yollar ve evler doğal bir oluşummuş gibi denize doğru taraça taraça aksın. İnsan neresinden baksa da hangi tür manzarayla büyülense seçemeyip şaşırsın. Nereden fotoğraf çeksin bilemesin. Çektiği fotoğrafların anlamsızlığını fark edip sadece gözlerini doyurmaya çalışsın. Bir de böyle bir olayı var Positano’nun. İnsanın dibini düşürmeyi aslında gayet de iyi başaran fotoğraflarına bakıp gerçekte ne kadar güzel olduğunu idrak etmek imkansız. Biraz da bu açıdan görelim, ay acaba karşı taraftaki minik merdivenlerden de mi bir baksak, bak şu yukarıdaki cafeden aslında şurayı daha iyi görürüz derken hangi açının daha güzel olduğuna karar vermek çok zor. Gözün gördüğünü kadraja sığdırmak epey maharet işi. Hele bir de vadiyle denizi bir arada görme şansına sahip bir odada uyanıyorsanız, sabahın erken saatlerinde çan sesleri eşliğinde perdeleri aralama anı bir seremoniye dönüşüyor mecburen.

Manzaranın tamamını bir çırpıda görebilmenin tek yolu olan kasabanın denizden görünümü, kilisenin sanat eseri majolica kubbesi, rengarenk evleri ve begonvilleriyle buram buram romantizm. Sahilde yolcu teknelerinin yanaştığı yerde bulunan taş banktaki “Burada oturup denizi izlemeyi çok seven Gloria’nın sevgili anısına” yazısı da o romantizmi gerçek üstü bir hale getiriyor sanki.

Çarşıdan kiliseye doğru kıvrıla kıvrıla inen begonvillerle örtülü yollarda peyzaj süslemesi için minik biber ve domateslerin çiçekler gibi kullanıldığını görmek şaşırtıcı geliyor başta. Sonra burnunuza yumuşak bir yasemin kokusu geliyor. Aranıyor ancak bir türlü nereden geldiğini bulamıyorsunuz. Çünkü daha şaşırtıcı olan limon ağaçlarına yasemin aşıladıkları için hemen yanınızda duran ağaçtan bu kokunun yayılıyor olması aslında.

Hal böyleyken güzelleme yazmaya devam edip merdiven olayının anlatanlar tarafından fazlaca abartıldığını söylemek isterdim. Ama hayır, gerçekleri bilip hazırlıklı gitmekte fayda var. Tüm bu olağanüstü manzaranın kaçınılmaz bir getirisi olarak keçi misali yukarı, yukarı ve daha yukarı tırmanmak hayatınızın doğal parçası haline geliyor bir süre sonra. Daha önce orada yokmuş gibi bir anda beliren daracık bir merdivenden üç sokak aşağıdaki sahile inmek mümkün olabiliyor mesela. Ya da tatilinizin her günü otelinize farklı merdivenlerin oluşturduğu farklı güzergahları keşfederek ulaşabiliyorsunuz. Doğayı katletmeden böyle bir yerde konaklayabiliyor olmanızı bu merdivenlere borçlu olduğunuzu hatırlatarak sabır ve hoşgörüye davet ediyorum hepinizi.

Bir de fotoğraf çekmeyi sevenlerin olmazsa olmazı kediler var… Napoli ve Roma’nın özel durumlu antik kalıntısı (bu konuya daha sonra Roma yazısında değineceğim) dışında İtalya sokaklarında sahipsiz kedi köpek görmek pek mümkün olmuyor. Positano’da ise Santorini kadar olamasa da sizi memnun edecek miktarda kedili manzara fotoğrafına kavuşmanız an meselesi. An meselesi diyorum, çünkü kediler alışmış olduğumuz gibi hemen kafamı okşatayım, göbeğimi açayım da canları çeksin modunda değiller. Uzun uzun pozlamaya çalışırsanız elinizde iyi kötü idare eder bir kare bile olamadan korkutup kaçırmanız büyük ihtimal.


 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir