Positano Bir Varmış Bir Yokmuş

Positano Tarihçesi

Costiera Amalfitana (Amalfi Kıyıları) o kadar büyülü ki Herkül’ün genç yaşta kaybettiği büyük aşkı su perisi Amalfi’yi dünyanın en güzel yerine gömmek istemesi üzerine bu sahilleri bulmasına inanmak çok da zor gelmiyor insana. Hatta sanki biraz dikkat edince sirenlerin denizcileri kandırmak için yakınlardaki minik adacıklardan söyledikleri büyülü şarkıları duymak bile mümkün.

13. yüzyılda korsanlar bir başka masal diyarı olan Konstantinopolis’ten çaldıkları Siyah Meryem ikonasını gemi ile kaçırırken birden Positano açıklarında fırtına patlıyor. Denizcilerin kulağına “Posa! (İndir!), Posa! (İndir!)” diye sesler gelmeye başlıyor fırtınanın içinden. Kesin gelmiştir, emin olmamak elde değil. Korkudan canlarını kurtarmaktan başka bir şey düşünemez olan korsanlar ikonayı denize atıyorlar. Ancak ikona batmıyor ve büyülü demenin bile yetersiz kaldığı Positano sahillerine vuruyor. Başladığı gibi aniden diniyor fırtına. İkonanın karaya vurduğu yere, burayı en bilmeyenin bile bilinç altında görüntüsü yatan Santa Maria Assunta Kilisesi yapılıyor. Siyah Meryem ikonası da kilise apsisinde bugünkü yerini alıyor.

Ortaçağ boyunca Amalfi Cumhuriyeti’nin önemli bir limanı oluyor Positano. Fakat 19. yüzyıl ortalarında zor zamanlar yaşamaya başlıyor ve nüfusunun yarısından çoğu başta Amerika olmak üzere çeşitli yerlere göç edip burayı kendi kaderine terk ediyorlar. 1950’lere kadar vasat bir balıkçı kasabası olarak kalıyor. Ancak sonra gerek tanınmış yazarların kaleme alması, gerek ünlü yönetmenlerin setlerini buraya taşıması ve gerekse popüler simaların tatillerini geçirmek üzere gelmesiyle gittikçe daha geniş kitlelerce yeniden keşfedilmeye başlanıyor. Terk edilmiş aile konakları yenilenip her bir mobilyasında hatıralar yatan antika eşyalarla dolu lüks otellere, artık harabe haline gelmiş rengarenk evleri kuşaklarca önce göç etmiş ailelerin dönmesiyle şirin butik otellere dönüşmeye başlıyor. Positano bir kez daha canlı bir organizma gibi yaşadığı çağın beklentisine göre evriliyor ve fotoğrafına baktıkça bakılası, gittikçe bir daha gidilesi, aşık olunası bir seyahat rotasına dönüşüyor.


 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir