Sessizlik lütfen..

Çekler

Uzun süre uçağın uğultusuna da maruz kaldıktan sonra havaalanının sessizliği insanda bir şaşkınlık hissi yaratıyor. Acaba kullanılmayan bir bölüme mi indik diye sağa sola bakınıyorsunuz; hayır, hemen yan tarafınızda uçağını bekleyen oldukça kalabalık gruplar var. Bizim için kabullenmesi zor bir durum tabii. Ama dönene kadar sizin de alışacağınız ve oh be dünya varmış, biz ne gürültücüymüşüz, deli miyiz divane miyiz diyeceğiniz üzere Çekler sessiz insanlar. Hele bir de gitmek için turistin az olduğu zamanları seçtiyseniz kentin güzelliğine sessizliğinin de anlam kattığını fark edeceksiniz. Eğlence mekanları dışında gürültülü kalabalıklara denk gelmek zor olduğu gibi çalan bir cep telefonu duyma ihtimaliniz de oldukça düşük. Neredeyse kişi başına bir köpek düşecek kadar çok evcil hayvan beslemelerine ve çoğu kişisel aktiviteye köpekleriyle gitmelerine rağmen sanki bir sessiz olma kuralı varmış da eğitimini almışlar gibi hayvancıkların bile gıkı çıkmıyor hatta. Yerel halkın boş zamanlarında neler yaptığına dikkat edip siz de gezmekten yorulunca çayıra çimene verin kendinizi. Bu sessizliğe kulak verip biraz kendinizi dinlemek için doğru fırsattır belki de.

Prag’da sokakta yaşamayı seçen hatırı sayılır bir çok uluslu nüfus var. Yerel halk bu insanların zaman zaman belediye tarafından toplandığı, bakımlarının yapılıp doyurulduğu ve hatta kalacak yer bile sağlandığını ancak aynı kişilerin tekrar sokaklara dönmeyi seçtiklerini söylüyor. Çoğunlukla Karl Köprüsü üzerinde yere dua eder gibi kapanan dilencileri ve onları taklit eden köpeklerini göreceksiniz. Bu utandıkları için tanınmak istemedikleri ve bu nedenle yere yüzlerini kapatacak şekilde yattıkları Ortaçağ’dan kalma bir dilenme şekli. Böyle bir ön yargınız yoktur ama yine de belirtelim; bu insanlardan çekinmenize hiç gerek yok. Tekrar belirtmek istiyorum ki çoğu kendi seçimleri doğrultusunda bu şekilde yaşıyorlar. Yorulduğunuzda ve bankta oturacak yer bulamadığınızda size kendi yerlerini verecek kadar da nazikler. Sohbet etmek isteyenlerin çok ilginç hikayelere denk geleceklerine de eminim.

Dinsel çekişmelerin tarih boyunca bu kadar yoğun yaşandığı bir yerde genç nüfusun büyük bölümünün ateist olduğunu söylemek pek şaşırtıcı değil aslında. Kiliselerin çoğu da bu nedenle sadece konserler için kullanılıyor. Az olan inançlı kesim ise Katolik, Protestan ve Musevilerden oluşuyor.

Kuzey insanı genel olarak soğuk olur derler ama esnafın ilgili ve yardımsever oluşu bu tabuyu yıkıyor gibi. İçeri girdiğiniz anda satış yapmak için sizi darlamadan ama yardımcı olmak adına da geride durmayan mağaza çalışanları Türk olduğunuzu anlayınca sizinle Türkçe konuşmaya bile çalışabilirler. Gülümsemeyi ve sohbeti severler. Nezaketlerini mesafeli olmakla karıştırmamak lazım.

Yurt dışında kontrol alanınızdan çıkmayacak, mümkünse önden bağlanabilen çantalar taşımak olası tatsızlıklara karşı her yerde alınması gereken bir önlem. Neticede hoş zaman geçirmek, kafanızı dağıtmak ve güzel anılarla dönmek üzere bu yolculuğa çıkıyorsunuz. Dilinden, işleyiş biçiminden pek anlamadığınız, evinizden çok uzaktaki bir ülkede başınıza gelecek hırsızlık olayı kayıp boyutu ne kadar küçük olursa olsun keyfinizi kaçırmaya yeteceği için risk almamakta fayda var. Artan turist sayısıyla doğru orantılı olarak daha çok görülmeye başlayan yankesiciliğe karşı burada da özellikle kalabalık yerlerde tedbiri elden bırakmayın. Yine de Prag’ın gezeceğiniz çoğu Avrupa kentine göre oldukça güvenli bir şehir olduğunu söyleyebiliriz.


Çek Cumhuriyeti seyahatinizde işinize yarayacak Çekçe temel ifadeleri buradan öğrenebilirsiniz.


 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir