Şehirlerin Anası

Prag’a Neden Gidilir?

Prag öncelikle 2. Dünya Savaşı’ndan neredeyse hiç etkilenmediği için adeta bir açık hava müzesi olma özelliğine sahiptir. Bu da sadece etrafınıza bakınarak sokaklarda gezinseniz bile size unutulmaz bir seyahat deneyimi yaşatacağı anlamına gelir. Orta Çağ’dan kalma yerleşim yerlerinde dolaşırken zaman yolculuğuna çıkılmış hissi verir. Alışılmışın dışındaki gotik ve barok mimari birleşimi her mevsim ve günün her saati o kadar ayrı güzelliktedir ki örneğin gündüz geçtiğiniz bir yeri gece ilk defa görüyormuşsunuz izlenimi bırakabilir.

Kent merkezi çok büyük olmadığı için yürüyerek her yere ulaşabilime ve vereceğiniz molalar sayesinde de hayata karışma olanağı sağlar. Kuzeyde bulunması nedeniyle sıcaktan bunalmadan saatlerce yürümeniz mümkündür. Geceleri manzaralı bir terasta güzel bir içki içme, bira mahzenlerinde yerel halka eşlik etme ve gece klüplerinde farklı konseptte partilere katılma gibi birçok farklı eğlence seçeneği sunar.

Yıl boyunca devam eden klasik müzik konserleri meraklıları kadar daha önce ilgisi olmayanlar için de oldukça caziptir. Zira tarihi boyunca birçok ünlü besteciyi yetiştirmiş ve birçoğuna da ev sahipliği yapmıştır.

Yürümeyi seviyorum, müze müze gezmektense sokakları keşfetmek daha hoşuma gidiyor, yeni ve değişik bir kent görmek, farklı damak tadları denemek, dünyanın en güzel biralarını içmek istiyorum ancak bütçemi fazla zorlamak istemiyorum diyorsanız Prag sizin için doğru seçim.

Gitmeden önce kenti daha iyi anlamak için hala okumadıysanız Kafka’ya başlamanın tam zamanı..


 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir