Bira sevenleri buraya alalım..

Prag’da Ne Yenir?

Öncelikle vejetaryenler için kısmen zorlayıcı bir seyahat olacağını belirterek başlamak istiyorum. İklimin soğuk olması nedeniyle hem protein ihtiyacı artmış hem de yılın büyük bölümünü donmuş olarak geçiren toprak insanları tek tip beslenme alışkanlığına itmiştir. Son zamanlarda menülere eklenmeye başlayan vejetaryen seçenekler de ne yazık ki sebzelerin çok pişirilmekten iki kere öldürüldüğü vasat yemeklerden ileri gidemiyor.

Almanlar ve Macarlar gibi komşu ülkelerden oldukça etkilenen Çek mutfağında ağırlıklı olarak domuz ve kümes hayvanları tüketiliyor. Geleneksel olarak av etlerinin kullanıldığı yemekler de çok sevilmesine karşın özellikle geyik eti az sayıdaki belli restoran dışında artık bulunamıyor. Bunların yanında koyun ve tavşan eti de sık sık karşınıza çıkacaktır. Siparişiniz alınırken “Etinizi nasıl pişmiş istersiniz?” diye bir soru da beklemeyin çünkü herşey gibi et de iyi pişmiş olarak tercih ediliyor.

Çek mutfağının olmazsa olmazlarından biri de çorba. Öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka tüketilen çorbaların restoranlarda tabak şeklinde oyulmuş ekmeklerin içinde servis edildiğini göreceksiniz. Bramboracka adındaki patates çorbası, sarımsak çorbası ve sebze çorbası vejetaryenler için de güzel bir seçenek olacaktır. Ancak menüde içinde et suyu olduğu yazılmasa bile bunu bir kere de garsona sormayı ihmal etmeyin. Zira bazı yerlerde et suyu olmadan çorba mı olur algısıyla menüde belirtme gereği dahi duyulmuyor. Aynı durum domuz eti konusunda hassasiyeti olanlar için de geçerli. Hemen hemen tüm yemeklerde domuz ürünleri kullanıldığı için sipariş vermeden önce domuz eti yemediğinizi belirterek ayrıntılı bilgi istemenizde yarar var. Şehriyeli tavuk çorbası, ekşi süt ile yapılan dil çorbası ve ciğer çorbasını et yemekle sorunu olmayanlar deneyebilirler.

Izgara ve kızarmış ördek, biftek, kaburga ve incik gibi odun ateşinde iyi pişmiş domuz etleri, tavşan yahnisi, lahana ile hazırlanan kızartılmış kaz, Macarların ünlü yemeği gulaş, domuz ve tavuk şnitzel ve kızartılmış peynir deneyebileceğiniz yerel yemekler arasında.  Hemen hepsi dumpling adı verilen ekmek ya da patatesten yapılan hamur topları ile birlikte servis ediliyor.

Özellikle öğle yemeklerinde biraz daha yerel takılıp şehrin her yerine yayılmış ve son derece güvenilir olan yemek tezgahlarından yararlanmak bütçenizi hatırı sayılır derecede düşürecektir. Her biri ev yapımı olduğu için adım başı farklı tatlarda karşınıza çıkan sosisler bir dilim çavdar ekmeği ve hardalla beraber, çatal ve bıçaksız olarak servis ediliyor. Bir de tabii yanında olmazsa olmazı bira var. Bu basit ikili seyahatinizin en keyifli öğünlerinden biri olacak.

Eski Kent Meydanı’nda yılın her zamanı çevrilen domuzlar Noel gibi bayramlarda adeta bir festival havasına bürünüp tüm meydanlara yayılıyor. Bu tezgahlardan yerel halkın lahana turşusu, hamur ve jambon karışımı bir yemeği sık sık aldıklarını göreceksiniz. Lezzetli olup olmadığı kişiden kişiye değişecektir ancak bizim damak tadımızdan oldukça farklı olduğunu çok büyük beklentilere girmemek adına belirtelim. Bazen insanın turistliğini bilip yerellikten bir adım geride durması gerekebiliyor.

Isınmanın çok keyifli bir yolu daha var. Adını Çek Cumhuriyeti’nde 1842 yılında ilk üretildiği kentten alan Pilsner, bu bira cenneti ülkede içebileceğiniz envaiçeşit lezzetli biralardan en ünlüsü. Ayrıca Çekler dünyada en çok bira tüketen millet oldukları için de gerçek anlamda sudan ucuz bir çözüm. Pilsner Urquell, Krusovice, Kozel ve Budweiser en çok sevilen markalar arasında ama kişisel tavsiyem birini sevip diğerlerini denememezlik etmemeniz. Gambrinus, Radegast ve Staropramen markaları da oldukça başarılı. Hatta bir gelenek olarak uzun yıllardır kendi biralarını üreten yerlere de rastlayabilirsiniz. Bira konusunda iki küçük not düşmek gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle genel olarak tatları çok güzel olduğu için kendinizi kaptırıp onlara meşrubat muamelesi yapmayın. Daha tatlı olan dark biraların dahi alkol oranı oldukça yüksek olduğu için gündüz vakti Prag sokaklarında sarhoş sarhoş gezinmenize neden olabilirler. Bir de önünüze konulan dev bardakları “Ama ben bunu bitiremem ki ya..” diye garsona söylenerek geri çevirmeyin. Bu noktada da turistlik yapmamak gerekiyor çünkü önünüze gelen birayı bu şekilde geri çevirmek ayıp sayılıyor. Küçük bira söylemek ise adetten değil.

Şarap genel olarak tercih edilmiyor ve yerel olanlarının da çok başarılı olduğu söylenemez.  %70 alkol oranı, halusinatif özelliği ve Van Gogh’a kulağını kestirmesiyle tanınan absent dünyada uzun süre yasaklı içkiler arasında kalsa da son dönemde içeriği değiştirilerek Çek Cumhuriyeti gibi bazı ülkelerde yeniden yasal hale geldi. Her ne kadar adım başı absent konseptli barlar karşınıza çıkacak olsa da yeşil peri içmek için de doğru adres olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları var. Ancak baskın olan anason ve tarçın ile birlikte 32 çeşit bitki özüyle yapılan Becherovka adlı likör mutlaka denenmeli. Bu içki Doğu Bloku tarafından başta artrite iyi geldiğine inanılarak şifalı bile sayılıyor. Bulgaristan göçmeni olanların erik rakısı olarak bildikleri bir tür brendi olan slivovice ana vatanı olan Prag’ta da adeta penisilin muamelesi görüyor. Ev yapımı olanlarında %80’e ulaşan alkol oranıyla dezenfektan sıfatını kuşkusuz bileğinin hakkıyla kazanıyor.

Tatlılarda ise ilk sırayı trdelnik adında halka şeklindeki tarçınlı hamur alıyor. Adım başı bu tatlıyı gözünüzün önünde yapan yerler sayesinde tüm Prag tarçın kokuyor. Sıcakken yenmesi gereken ve sert bir kahveyle mükemmel bir ikili olan trdelniki her fırsatta yemek için mutlaka kendinize bir bahane bulun. Çünkü döndüğünüzde en özlediğiniz şeylerden biri olacak. Ayrıca krema ya da dondurmayla servis edilen bir tür krep olan palacinka, medovnik adındaki ballı kek ve meyveli dumplingleri de deneyebilirsiniz.

Prag’da yemek için harcayacağınız para hemen hemen İstanbul’la aynı. Çok uygun fiyatlara lezzetli öğünler bulabileceğiniz gibi lüks bir restorana girip astronomik rakamlara çıkmak da olası. Nerede yiyeceğinize karar vermek için restoranların önünde bulunan fiyatların da belirtildiği menülere bakma imkanınız var. Merkezden çok uzaklaşmadan daha yerel yerlerde yemek istiyorsanız Küçük Mahalle doğru seçim olacaktır. Kentin genelinde oldukça doyurucu olan porsiyonlara bir de uygun fiyatlar eklenince fark etmeden en az iki kişi için ortaya söylenen devasa bir tabak sipariş etmiş olabilirsiniz. Karar verirken biraz etrafı gözlemleyebilir, bu şekilde aynı zamanda restoranın en başarılı yemeğini de keşfedebilirsiniz.

Çeklerin de bizler gibi erken saatlerde yaptıkları kahvaltı için çok büyük beklentilere girmemeniz hayal kırıklığı yaşamanızı önleyecektir. Küçük otellerde sadece kahve, kruvasan ve reçel servis edilirken büyük otellerle beraber gittikçe yaygınlaşarak yumurta, peynir ve şarküteri çeşitleri de bu öğüne eklenmeye başlamıştır. Öğle yemeği gerçek bir ana öğün olarak kabul edilir. Asla geçiştirilmez ancak güzel bir çorba da kabul edilebilir seçenekler arasındadır. Akşam yemekleri genellikle 19:00 gibi yenilir ve restoranlar çok geç vakitlere kadar açık kalmaz. Yine de sabah saatlerine kadar devam eden eğlence hayatı nedeniye her zaman atıştıracak güzel bir sosis bulabilirsiniz.

Yerel bir restoran tercih ettiğinizde aklınızda olması yararlı olacak bilgilerden ilki masaları paylaşmanın doğal olduğu. Çoğunda küçük romantik masacıklar bulmanız da bu nedenle mümkün olmayacaktır. Eğlence mekanlarında olduğu gibi restoranlarda da sigara içmenin serbest olması yaygın. Eğer böyle bir hassasiyetiniz varsa ve hava yeteri kadar güzelse açık alanlardaki masalarda oturmayı tercih edebilirsiniz. Son olarak bu coğrafyada sofra kurallarının alıştığımızın biraz dışında olduğunu belirtelim. Sizi şoka sokacak bir şeye tanık olursanız sakin olun lütfen.

Kent her yıl turist akınına uğradığı için farklı kültürlere ait güzel restoranlar da hemen her yerde karşınıza çıkacaktır. Karl Köprüsü yakınlarında prosecco eşliğinde gayet başarılı ev yapımı makarnalar yiyebileceğiniz bir İtalyan restoranı bulabilirsiniz örneğin. Kişisel olarak yeni bir yer keşfetmeyi yeni tatlar keşfetmekle bir bütün olarak algıladığım için pek önermem ancak yemeklerde tutucuysanız ve yeni tatlara açık değilseniz ciddi sayılara ulaşan Türk restoranları sayesinde sıkıntı çekmenize de gerek kalmayacaktır. Yine önermemekle birlikte aşina olduğumuz fast food zincirlerini de yaygın olarak bulmanız mümkün.


 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir