Montjuic ve Çevresi

MONTJUIC ve ÇEVRESİ

Barselona Limanı’nın güney batısında bulunan bu geniş tepe hakim olduğu liman ve şehir manzarası, birçok türde ağaca ev sahipliği yapan doğası ve yıllardır çeşitli etkinliklerin merkezi olmasıyla hem yerel halk hem de turistlerin gözde uğrak noktalarından biri haline gelmiştir. Üzerinde bulunan Musevi Mezarlığı nedeniyle “Yahudi Tepesi” anlamına gelen Montjuic olarak anılmaya başlanmış ve tarih boyu konumu nedeniyle şehrin savunmasında önemli yere sahip olmuştur. 1929 yılında Uluslararası Fuar’ın ve 1992 Olimpiyatları’nın ana merkezi olmasıyla bilinirliği artmış, bugünkü kullanım alanı özelliklerine kavuşmuştur.

Barselona hareketli yapısına rağmen pek şehir hayatının keşmekeşiyle insanı yoracak bir yer değil aslında. Ama Montjuic doğasıyla sunduğu ufak kaçamak sayesinde durup biraz nefes almanıza olanak vermesiyle tatilinizin unutulmaz anları arasında yer alacaktır. Palmiyelerin altında gezinirken başınızın üstündeki cıvıltılara kulak verip fotoğraf makinelerinizi rengarenk papağanlara çevirmeyi ihmal etmeyin.

Nasıl Gidilir

Şehircilik anlayışı bu kadar gelişmişken bölgenin geniş bir alana yayılan her biri birbirinden ilgi çekici birçok komplekse ev sahipliği yapması gözünüzü korkutmasın. Tüm bir gününüzü buraya ayırıp adım adım her yeri yürüyerek gezmeniz de mümkün tabii. Ama sunulan farklı seçenekler sayesinde gitmek istediğiniz noktaya en yakın mesafeye de toplu taşıma ile kolayca ulaşabilirsiniz.

Örneğin gezmeye başlamak istediğiniz yer Montjuic Kalesi ise metro ile kolaylıkla ulaşabileceğiniz Plaça Espanya’dan kalkan 150 numaralı otobüsler ile oldukça yakınına gidebilirsiniz. Ya da Joan Miro’nun eserlerini görmek için sabırsızlanıyorsanız Paral-lel metro istasyonundan fünikülere aktarma yapabilir, metro çıkışından sonra ağaçların altında yapacağınız ufak bir yürüyüşle kolaylıkla buraya ulaşabilirsiniz. Tüm bunlar sizi kesmediyse ve bu ufak yolculuğum da unutulmaz olsun, öyle manzaralar eşliğinde gideyim ki nereye bakacağımı, nasıl fotoğraf çekeceğimi şaşırayım diyorsanız tam size göre bir seçenek de mevcut. Limandan kalkıp tepenin birçok noktasına ulaşma imkanı sunan teleferiği düşük sezonda 10:00 – 18:00, yüksek sezonda ise 10:00 – 21:00 saatleri arasında kullanabilirsiniz. Ancak ücretin kentin genelinde harcamaya alışık olduğunuz rakamların biraz üstüne çıkıp çift yön için kişi başı 12€’ya ulaşacağını belirtelim.


Montjuic Kalesi

Limanın 173 metre yukarısında bulunan kale sunduğu 360 derecelik müthiş şehir manzarasıyla bile Barselona’da görülmeye değer yerler arasında. Şimdiki sakin görüntüsünün yanında aslında tarih boyu Barselona’nın geçirdiği birçok buhranı omuzlarında taşır. 1640 yılında inşa edilmesine rağmen geçirdiği savaşlarla adeta bir harabeye dönüşür. 18. yüzyılda yeniden yapımına başlanır ve bugünkü haline kavuşur.

İspanyol İç Savaşı’ndan sonra bir süre hapishane olarak kullanılır ve Katalan Hükümeti Başkanı Lluis Companys’in kurşuna dizilerek idam edilmesine tanıklık yapar. Uzun süre askeri üs ve askeri müze olarak kullanılmaya devam edildikten sonra 2007 yılında Barselona vatandaşlarına verilir.

Noel ve yılbaşı günleri hariç tüm tatillerde ve haftanın her günü ziyarete açık olan kaleyi 10:00 – 18:00 saatleri arasında ve 5€ ödeyeceğiniz biletler karşılığı gezebilirsiniz.


Joan Miro Vakfı

Kendi adına bir vakıf kurma fikri Joan Miro‘nun aklına 1968’de gelir. Ancak tasarımına özendiği vakıf binasının inşası ve tüm hazırlıkların tamamlanması 1975 senesini bulur. 1986’da ise komplekse Miro’nun koleksiyonunun yer aldığı bir kütüphane ve bir de oditoryum eklenir.

Müzede sanatçının yağlı boya ve kara kalem çalışmaları, birbirinden ilginç heykelleri ve şirin duvar halılarının yanında birçok Katalan sanatçının eserlerini de görmek mümkün. Özellikle girişteki kocaman halının önünde birkaç dakika oturup soluklanırken hayal gücünüzü de nasıl tetiklediğini fark edebilirsiniz. Ancak içeride fotoğraf çekmenin yasak olduğunu, sadece girişte ve heykellerin de bulunduğu bahçe ve teras bölümlerinde çekim yapılmasına izin verildiğini belirtelim. 10:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz müzenin bilet fiyatları ise 12€.


Antik Yunan Tiyatrosu

Hemen Joan Miro Vakfı’nın arkasında kalan antik tiyatronun etrafı güzel bahçelerle çevrilidir. Temmuz ve Ağustos ayları arasında yapılan Grek Festivali burada düzenlenir ve festival boyunca tiyatro, dans ve müzik gösterileri yapılır.


Katalonya Arkeoloji Müzesi (MAC)

Tiyatronun hemen kuzey batısında yer alan yapının orijinali 1929 Dünya Fuarı için yapılır ve daha sonra büyütülerek müzeye dönüştürülür. Salı-Cumartesi günleri 09:00 – 19:00 ve Pazar günleri 10:00 – 14:30 arasında Katalonya’da kurulmuş olan tarih öncesinden kalma İber, Yunan ve Roma eserlerini görmek mümkündür. Bilet fiyatları ise 4,5€’dur.


Etnoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi’nin biraz ilerisinde bulunan Etnoloji Müzesi Asya, Afrika ve Latin Amerika yerel sanatlarından oluşan 20.000 parçalık bir koleksiyona ev sahipliği yapar. 10:00 – 19:00 saatleri arasında açık olan müzenin bilet fiyatları 5€’dur.


Palau Nacional (Katalonya Ulusal Sanat Müzesi) (MNAC)

Biraz daha batıda, önünde Plaça Espanya’ya kadar uzanan geniş cadde üzerinde yükselen heybetli binasıyla ünlü Katalonya Ulusal Sanat Müzesi 1934 yılında kurulmuştur. Müzenin büyüklüğü ve interaktif olmasının getirisi olarak gezmek oldukça zaman alacaktır. Bu nedenle en az 3 saatinizi ayırmanızı tavsiye ederim.

11. yüzyıldan başlayıp modern sanatlara kadar yüzyıllarca devam eden dev koleksiyonu, dünyaca ünlü Romanesk freskleri, Gotik ve Rokoko sanatının önemli parçaları ve kiliselerden getirilen sanat eserlerinden oluşur. Ayrıca Katalan ve İspanyol sanatçılardan El Greco, Francisco de Zurbaran, Diego Velazquez, Mariano Fortuny, Antoni Gaudi, Roman Casas, Joaquin Torres-Gracia, Julio Gonzalez, Salvador Dali ve Pablo Picasso’nun eserlerini de görmek mümkündür.

Pazartesi günleri kapalı olan müzeyi Pazar günleri 10:00 – 15:00, haftanın diğer günleri yüksek sezonda 10:00 – 20:00, düşük sezonda ise 10:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Bilet fiyatları 12€ ancak müthiş manzaraya sahip terasına çıkmak için 3€ daha ödemeniz gerekecektir.


Font Magica de Montjuic

Eğer Katalonya Ulusal Sanat Müzesi’ni gezmeyi günün sonuna bırakırsanız çok büyük ihtimalle çıkışta çok fazla beklemeden yapının hemen önündeki Montjuic Sihirli Çeşmesi’nin adının kesinlikle hakkını veren ışık ve müziğin desteklediği büyülü gösterisine tanık olabilirsiniz. Gösteri günleri ve saatleri her sene değişir. Bu nedenle konakladığınız yerden yardım istemeniz konu hakkında en güncel bilgiye kavuşmanızı sağlayacaktır. Genel hatlarıyla kış aylarında sadece Cuma, Cumartesi ve yaz aylarında ise Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri yapıldığını söyleyebiliriz.


Plaça d’Espanya

Font Magica’dan devam eden geniş cadde sizi metro istasyonu ve birçok otobüsün de duraklarını bulabileceğiniz İspanya Meydanı’na çıkaracaktır. Kentin en önemli toplanma noktalarından biri olan meydan tarih boyunca birçok kamuya açık infaza sahne olmuştur.

Meydanın kuzey ucunda yakın zaman önce yasaklanana kadar boğa güreşlerinin yapıldığı Arenas de Barcelona dikkat çeker. 1900’lerin başında yapılan bina bugün yenilenerek ticaret ve eğlence merkezi olarak hizmet vermektedir.


Montjuic Mezarlığı

Evet, kabul ediyorum; gotik akımın mimariden edebiyata, modadan müziğe her zaman bende farklı bir yeri oldu. Ama sırf bu yüzden size gittiğiniz yerlerdeki mezarlıkları ziyaret etmenizi önerecek değilim. Tepenin denize bakan arka sırtlarında yer alan 19. yüzyılın sonlarından kalma bu mezarlık kentin ileri gelenlerinin her biri sanat eserine dönüşmüş olan ebedi istirahatgahlarını barındırır. Biraz uzak bir noktada yer aldığı için zaman ve enerjiniz yeterli gelirse burayı da rotanıza katmayı ihmal etmeyin.


Olimpiyat Kompleksi

Mezarlığın hemen kuzeyinde, tepenin merkezinde yer alan kompleks oldukça geniş bir araziye yayılmıştır. Orijinali 1929’da Uluslararası Fuar’a ev sahipliği yapmak üzere 1927’de inşa edilir. Daha sonra yenilenir ve 1992 Barselona Yaz Olimpiyatları burada düzenlenir.

Kompleks içerisinde Estadi Olimpic Lluis Companys (Olimpiyat Stadyumu), Palau Sant Jordi (Sant Jordi Kapalı Spor Salonu), telekominikasyon kulesi, beyzbol sahası, oditoryum ve yüzme havuzları bulunur. Yüksek sezonda 08:00 – 20:00 ve düşük sezonda 10:00 – 18:00 saatleri arasında ücretsiz olarak düzenlenen turlarla Olimpiyat Stadyumu’nun içine girebilir ve kompleksin kalanını ise dışarıdan görebilirsiniz. Palau Sant Jordi’nin atmosferini solumak için burada düzenlenen etkinliklere katılabilirsiniz. Biletler için buraya tıklayabilirsiniz.


Poble Espanyol (İspanyol Köyü)

Mezarlığın tam zıt istikametinde, tepenin kuzey batı ucunda bulunan bu kompleks aslında 1929 Dünya Fuarı için inşa edilir. Bugün de özellikle çocuklu aileler için popülerliğini koruyan, oldukça eğlenceli bir minyatür İspanyol Köyü’dür. Yılın her günü açıktır ve özel günlerde düzenlenen etkinlikler yerli ve yabancı turistleri buraya çeker. Yerel ürünlerin ve kaliteli hediyelik eşyaların satıldığı bir de pazarı bulunmaktadır.

Her gün 09:00’da kapılarını açar ve Salı, Çarşamba, Perşembe ve Pazar günleri gece yarısına kadar açık kalır. Cuma günleri 15:00’da, Cumartesi 16:00 ve Pazartesi günleri ise 20:00’da kapanır. Tek kişi için bilet fiyatları 12€ iken iki yetişkin ve iki çocuk için kullanılabilen 35€’luk aile biletleri de mevcuttur.


 

Barri Gotic

BARRI GOTIC

Barselona’nın en eğlenceli yanı herkesin tatil beklentisini tatmin edecek bir yönü olması. Gotik Mahalle kökleri 4. yüzyıla uzanan yüzüyle tarih severler için adeta bir cennet. Kentin bu bölümünde zamanınızın çoğunda büyük bir keyifle avare avare etrafa bakınarak sokakları gezecek ve her adımda fotoğraflamak isteyeceğiniz karelerin önünüzde oluşuverdiğini göreceksiniz. Bu nedenle tavsiyem burayı özel olarak ayırdığınız günlerin dışında da fırsat buldukça yemek ya da eğlence için bile olsa yeniden geleceğiniz bir uğrak noktası haline getirmeniz.

Joan Miro ve Picasso gibi ünlü sanatçıların hayatlarının bir bölümünü geçirmiş oldukları şehrin bu bölümü Katalan Gotik Mimarisi’nin göz alıcı mimari eserleriyle doludur. Günün her saati hareketli olan daracık sokakları bir anda sizi devasa bir katedralin önüne çıkarır. Sokaklarla uyumlu minicik ve rengarenk dükkanlar arasında keyifle kaybolabilirsiniz. Bölgenin bir diğer güzel tarafı da oldukça hesaplı konaklama imkanı ve restoranlar sunmasıdır.

Nasıl Gidilir

Basitçe söylemek gerekirse La Rambla’nın doğusu, Plaça de Catalunya’nın denize kadar olan kesiminden oluşur. Yine La Rambla’ya ulaşmak için kullanabileceğiniz metro istasyonları dışında Jaume I istasyonu da sizi bölgenin doğu ucunu oluşturan Via Laietana adındaki geniş ana caddeye çıkaracaktır.


Santa Maria Del Pi

Liceu metro istasyonundan çıkıp birkaç adım sahile doğru yürüdükten sonra hemen solda içeri doğru hafif kıvrılarak devam eden yolu takip edin. Kısa bir süre sonra Plaça del Pi adındaki ufak meydanın karşısında bulunan Santa Maria Del Pi Bazilikası sağınızda kalacaktır. 14. yüzyıldan kalma bu gotik yapının ön cephesini türünün en büyük örneklerinden biri olan gösterişli bir gül pencere süsler. Bazilika bünyesinde Katalan mücevherlerinden oluşan bir hazine, sekizgen yapısıyla dikkat çeken bir çan kulesi, küçük bir bahçe ve mahzen mezar da bulunmaktadır. Tümünü gezmek için ödemeniz gereken tutar 8.50€ iken sadece bazilikaya girmek isterseniz bu tutar 4€ olacaktır. Bazilika 10:00 – 18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.


Barselona Katedrali

Rivayete göre Romalılar henüz sadece on üç yaşında olan Azize Eulalia’yı yakalayıp Hristiyanlığı seçtiği için cezalandırmak üzere çırılçıplak soyar, meydanın ortasına bağlar ve ölüme terk ederler. Mevsim bahar olmasına rağmen birden kuvvetli bir kar yağışı başlar ve azizenin tüm vücudu karla örtülür. Ancak bu Romalılar için pek bir anlam ifade etmez ve onu bu kez bıçakları sapladıkları bir varilin içine koyar ve kentin dört bir tarafında bu şekilde gezdirirler.

Azize Eulalia’ya adanan ve Eski bir Vizigot kilisesinin yerine yapılmış olan Barselona Katedrali kentin diğer bilinen yapılarının arasında önemi ve güzelliği atlanarak sona bırakılır hep. Oysa görür görmez insanın iliklerine işleyen tarihi ağırlığı ve ihtişamlı neo gotik tarzıyla mutlaka zaman ayrılıp görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Santa Maria Del Pi’yi geçtikten sonra hafif hafif kıvrılarak devam eden ara yolda ilerlemeye devam edin. Yol sizi bu görkemli katedralin eteklerinde göz alabildiğine uzanan Plaça Nova‘ya çıkacaktır. Meydanın bir tarafı ana yol kıvamındaki Via Laietana ile birleştiği için kentin bu bölümünde gezinirken ister istemez yolunuz buraya sık sık düşecektir. Bölgedeki en büyük meydan olduğu için birçok etkinliğin burada yapılıyor olması, özel günlerde kurulan büyük pazarlar, günün her saati sokak sanatçılarının en fazla görülebildiği yer olması gibi birçok etken bir araya gelince katedralin tam karşısında sıra sıra dizilmiş kafelerde oturup etrafı izlemek adeta zaman ayrılası bir eylem haline gelir. Üstelik tüm Avrupa’nın çok iyi başardığı gotik mimariyle ışıklandırmanın şairane ortaklığı sayesinde gündüz gözüyle halihazırda sizi sersemletmiş olan görkemli ön cephe gece olunca nutkunuzun tutulmasına neden olur.

İnşasına 1298 yılında başlanmış olan katedral gotik mimarinin en heybetli örneklerinden biridir ancak ön cephenin tamamlanması 19. yüzyılın sonlarını bulmuştur. İçeri girdiğinizde oymalarla süslenmiş devasa orgun başında biri varsa bu büyüleyici ana tanıklık edeceğiniz için gerçekten şanslısınız demektir. İç mekanda kaburga tonozların birleştiği yerlerdeki Katalan tarzı oymalar narin sanat anlayışıyla insanda hayranlık uyandırır. Ahşap oymalarıyla dikkat çeken bir diğer kısım da gotik koro sıralarıdır.

Sunağın hemen arkasındaki şapellerde bulunan Katalan Gotik altar panoları ve şehrin koruyucu azizesi Santa Eulalia’nın mezarı kaçırılmamalıdır. Buradan revaklarla çevrilmiş, manolyalar, portakal ve palmiye ağaçlarıyla süslü etkileyici bir avluya geçilir. Ortadaki havuzda Santa Eulalia’nın şehit edildiği yaşı simgelediğine inanılan on üç tane kazdan oluşan minik bir sürü vardır.

Buradan geçilen 9. yüzyıl tarihli Santa Llucia Şapeli ve ana girişte hemen sağda bulunan Lepanto Şapeli görülmeye değer diğer yerlerdir. Lepanto Şapeli’nde bulunan eğik Hz. İsa haçı hem katedralin hem de kentin en kutsal hazinesidir. Rivayete göre Osmanlı ve Haçlı Donanmaları arasındaki İnebahtı Deniz Muharebesi sırasında Osmanlı’nın attığı bir top tam buraya çarpmak üzereyken haç kendisini korumak için hafifçe eğilir. Savaşı kazanan Haçlılar Tanrı’nın bu mucizesine herkesin tanık olabilmesi için haçın eğik durmasını isterler.


Plaça Reial

Meydanı çepeçevre saran palmiye ağaçlarıyla Barselona’nın en tanınan yerlerinden biridir Plaça Reial. Merkezi konumu sayesinde muhtemelen şans eseri bile kolayca bulmak mümkündür çünkü La Rambla üzerinde Liceu metro istasyonundan sahile doğru yürürken bir vahaya açılıyor algısı veren geniş girişiyle hemen solunuzda kalır. 19. yüzyılda yıkılan bir manastırın çevresindeki binaların kamulaştırılmasıyla oluşan bu şık ve büyük meydan yine şehrin genelinde olduğu gibi Gaudi’nin eserleriyle doludur. Ortasındaki Üç Güzeller Çeşmesi ve dört bir yana dağılmış ferforje sokak lambaları sanatçının gençlik yıllarına aittir. Revakların altına meydan boyunca dizilmiş kafe, restoran ve pastanelerde keyifli bir mola verebilir, caz ve flamenko barlarından rezervasyon yaptırabilirsiniz. İzlemesi bile oldukça keyifli olan bu hareketli mekanın kaçınılmaz getirisi olarak hırsızlık konusunda temkinli olmakta yarar var.


Plaça Sant Jaume

Katedralin hemen sağından güney doğuya devam ettiğinizde bu daracık sokak sizi Sant Jaume adlı şirin meydana çıkaracaktır. Meydanın Barselona’nın kalbinde yer aldığının söylenmesinin nedeni konumunun yanında burada karşı karşıya duran Barselona Belediye Binası (Ajuntament) ve Palau de la Generalitat de Catalunya, yani Katalonya Meclis Sarayı’dır. Barselona’nın ünlü İnsan Kulesi Festivali ve devasa figürlerin geçit törenine sahne olan şehrin koruyucu azizi La Merce Festivali gibi birçok etkinliğe ev sahipliği yapar.


Basilica dels Sants Martirs Just i Pastor

Meydanın ortasından yine güney doğuya devam eden yola girdikten sonra ilk solunuza dönün. Sokak kısa bir süre sonra kilisenin önündeki minik meydanla birleşecektir. 10. yüzyıldan kalma bir geleneğe göre kentin en eski kiliselerinden biri olan bazilikanın sunağı önünde vasiyet edilen her şey Katalonya mahkemelerinde geçerli sayılır.


Museu d’Historia de la Ciutat (MUHBA)

Barselona Katedrali’nin arkasından dolaşarak sokak boyunca yürümeye devam ettiğinizde Plaça del Rei adındaki küçük meydana çıkacaksınız. Hemen sağınızda kalacak olan Barselona Kent Müzesi (MUHBA) vaktiniz kalırsa ve tarihe meraklıysanız kaçırmamanız gereken yerlerden biri. Kentin tarihine ait kalıntıların sergilenmesi için yapımına karar verilen binanın temelleri atılırken Roma Dönemi kalıntılarına rastlanır. Bu sayede bugün kalıntılar arasında sokak sokak gezip o günkü hayatı görmek mümkündür. Hala devam edilen kazılarda her geçen gün çıkarılan yeni eserler sergilenmektedir. Pazartesi günleri kapalı olan müzeyi haftanın diğer günleri 10:00 – 19:00 saatleri arasında ve 7€ karşılığı gezebilirsiniz.


Museu Frederic Mares

Yönünüzü yine Barselona Katedrali’ne çevirip, yapının arkasına çıktığınızda sağdaki dar sokaktan girerseniz Frederic Mares Müzesi önünüze çıkacaksınız. Ünlü Katalan heykeltıraşın hayatı boyunca yaptığı eserlerin yanında bir koleksiyoner olarak sahip olduğu çeşitli ikona ve antika eseri de burada görmek mümkün. Müzeyi Pazartesi hariç haftanın diğer günleri 10:00 – 19:00 saatleri arasında ve 4.20€ karşılığı gezebilirsiniz.


 

L’Eixample ve Gracia

L’EIXAMPLE VE GRACIA

Plaça de Catalunya’nın kuzeyinden başlayıp şehrin kuzey doğusu boyunca uzanan kısım L’Eixample’ı oluşturur. Gaudi’nin ünlü malikanelerinin yanı sıra Sagrada Familia gibi şehrin turistler tarafından en çok ilgi gören yapıları burada bulunmaktadır. Bu simge yapıdan yine aynı şekilde şehrin kuzey doğusuna devam edip ünlü Park Güell’e doğru uzanan kısım ise Gracia’dır. Devamını Oku “L’Eixample ve Gracia”

La Rambla

LA RAMBLA

Plaça de Catalunya, yani Katalonya Meydanı’nından başlayarak sahile kadar yaklaşık 1.5km boyunca inen bu cadde Barselona diyince akla gelen ilk yerlerden olmanın yanında dünyada da en çok bilinen turistik caddelerden biridir. Sağ ve soldan sadece minik birer şerit araç trafiğine açıktır ancak ortada kalan geniş bölüm sadece yayalara ayrılmıştır. Bu bölüm 1703 yılından başlayarak ağaçlandırılmıştır ve bugün iki yanda sahile kadar göz alabildiğine uzanan bu ağaçlar hoş bir görüntü oluşturur. Ayrıca sıcak yaz günlerinde sağladığı geniş gölge alanlarla da rahatça gezebilme olanağı verir. Yüzyıllardır kentin merkezi olarak görülen cadde boyunca restoranlar, kafeler, çiçekçiler, hediyelik eşya satan dükkanlar ve mağazalar sıralanmıştır. Yılın her dönemi en çok turist alan yer olmasının getirisi olarak Barselona seyahatinizin genelinde özel eşyalarınızın güvenliğine göstereceğiniz dikkati burada biraz daha fazlalaştırmanızı öneririm. Devamını Oku “La Rambla”

Alışveriş Zamanı!

Barselona’dan Ne Alınır?

İçeriği ne olursa olsun alışveriş yapmak Barselona’nın en can alıcı noktalarından biri. Herhangi bir sebepten bugüne kadar yurt dışı seyahatlerinizde bir şey satın alma olayına pek girmemeyi tercih etmiş olabilirsiniz. Ama özellikle de yerel ürünleri dünyaca üne kavuşmuş o ışıl ışıl, rengarenk, binbir çeşit yüzlerce mağazadan uzak durmaya çalışmak gerçekten büyük bir imtihan.

Örneğin hepimizin hayatına ışık hızıyla girip rahatlığı ve şıklığı sayesinde gönüllerimizde taht kuran, nesillerdir giyiyormuşuz gibi dolaplarımızın baş köşesine yerleşen espadriller gerçek bir Katalan lütfu. Pazarlarda, butiklerde ve tasarım mağazalarında adım başı karşınıza çıkacak rengarenk çeşitlerinden ortalama bir kalitedekini almak isterseniz 20-30€ harcamanız yeterli olacaktır. Ancak el yapımı ve tasarım olanları için bir miktar daha fazla ödemeyi göze almanız gerekiyor. Devamını Oku “Alışveriş Zamanı!”

Altın Post bahane Barselona şahane

Barselona Tarihçesi

Tarihi, bugünkü El Raval bölgesindeki kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla MÖ 5000 yılına kadar giden kenti Fenikeliler, Yunanlar ve hatta Keltler yerleşim yeri olarak kullanmıştır. Efsaneye göre Altın Post’u arayan Jason ve Argonotlar’a katılan Herkül, dokuz gemi ile Akdeniz’e açılır. Fırtınada kaybolan gemilerden birini Katalan sahillerinde parçalanmış olarak bulur. Şaşırtıcı şekilde mürettebatın tümü sağ salim kurtulmuştur ve buradaki küçük bir kasabaya sığınmıştır. Herkül bu güzelliği dillere destan kasabaya “Dokuzuncu Gemi” anlamına gelen “Barca Nona” adını verir. Daha çok kabul gören bir rivayete göre ise ünlü Kartacalı general Hannibal’ın babası Hamilcar Barca MÖ 3. yüzyılda buraya bir üs kurar ve kentin özgün adı olarak bilinen Barcino da buradan gelmektedir. Devamını Oku “Altın Post bahane Barselona şahane”

İyi ki varsın tapas!

Barselona’da Ne Yenir?

Barselona yapacağınız tercihlere göre her bütçeye hitap eden bir kent olma özelliğini sanırım en çok da yemek konusunda gösteriyor. Lüks bir restoranda başlangıçlı, ara sıcaklı, tatlı bitişli yiyeceğiniz bir akşam yemeği hakkıyla astronomik rakamlara çıkabilirken, gözünüzü gönlünüzü açacak, damak tadınızı tatmin edecek, karnınızı oldukça doyuracak ve tüm bunlardan sonra hesap gelince gönlünüzü de kazanmayı ihmal etmeyecek tapas adındaki atıştırmalıklar bütçeyi düşük tutma işini oldukça keyifli bir hale getiriyor. Devamını Oku “İyi ki varsın tapas!”