“evet” garantili en kritik ipucu

Prag’da Ne Yapılır?

Prag, her biri farklı kitlelere hitap eden ve alanlarında dünya çapında kendinden söz ettirecek kadar başarılı olan birçok eğlence seçeneğini bir arada barındırmasıyla herkesin kendine göre bir alternatif bulmasına olanak tanır. Bu da kilometrelerce yürüyüp hala gezmeniz gereken tarihi yapılar kaldığı, hediyelik eşya mağazalarını talan edip hala gözünüze almak istediğiniz şeyler çarptığı, orada da içelim burada da yiyelim demekten beğendiğiniz yere henüz ikinci kere gitmeye fırsatınız olmadığı halde hala önünüzde yapabileceğiniz birçok şey olduğu anlamına gelir. Devamını Oku ““evet” garantili en kritik ipucu”

Yahudi Mahallesi

YAHUDİ MAHALLESİ (JOSEFOV VE LETNA)

Eski Şehir’in kuzeyi ve Vltava Nehri’nin doğu tarafında kalan bölge Josefov’u oluşturur. Şehrin kuzeyinde doğuya doğru kıvrılan nehrin hemen karşı kıyısı ise Letna’dır. Eski Şehir Meydanı’nda Aziz Nikolas Kilisesi yanından kuzeye doğru devam eden Parizska caddesine adımınızı attığınız anda bu bölgeye geçmiş olursunuz.

Rivayete göre geleceği görebilme yeteneğine sahip olan Prag’ın kurucusu Prenses Libuse ölüm döşeğindeyken oğlunu yanına çağırır ve ona torunu tahta geçtiğinde dışlanmış küçük bir kavmin gelip bu topraklara sığınmak üzere izin isteyeceklerini söyler. Libuse oğlundan onlara iyi davranmasını ister çünkü beraberlerinde bolluk ve bereket getireceklerdir. Bir asır sonra tıpkı kehanetteki gibi küçük bir Yahudi kavmi kaçarak buraya gelir ve Prens onları bugünkü Yahudi Mahallesi’nin olduğu bölgeye yerleştirir. Yine kehanetteki gibi burada Yahudilerin nüfus ve varlıkları gittikçe artar.

Prag Yahudi Cemaati, Avrupa’nın bilinen en eski cemaatlerinden biridir. Tarihte başa geçenlerin bazıları tarafından dışlanmış olsalar da bölgeye adını veren II. Josef gibi bazıları tarafından da sevilmiş ve her seferinde topraklarına geri dönmüşlerdir. 18. yüzyılın başlarında kentin nüfusunun dörtte biri Yahudilerden oluşurken bu da Prag’ı dünyadaki en kalabalık Yahudi nüfusunu barındıran şehir yapıştır. Bugün hala ortodoks bir Yahudi cemaatine ev sahipliği yapsa da çıkan büyük yangınlar ve Parizska gibi geniş caddelerin yapımı sırasında eski yapısı bozulmuştur. Devamını Oku “Yahudi Mahallesi”

Eski Kent

ESKİ KENT (STARE MESTO)

Prag’ın ticaret merkezi olarak yıllarca önemini koruyan bölge bugün turistlerin en popüler uğrak noktasıdır. Şehrin simgesi haline gelen birçok yapı bu bölgede bulunduğu için kenti gezmeye buradan başlayabilirsiniz. Farklı dönemlerden son derece başarılı bir şekilde korunarak bugüne kadar kalmış olan birçok farklı yapı bölgenin bütününde kendine has bir dil oluşturur. Kalabalıkla beraber defalarca geçtiğiniz sokakta her seferinde farklı bir güzellik bulmanızı sağlar.

Vltava Nehri’nin batı yakasını ve Karl Köprüsü’nden geçtiğinizde Mala Strana’nın karşı kıyısını oluşturan bölgedir. Sokakların çoğu trafiğe kapalıdır. Trafiğe açık olan küçük bir kısmına da toplu taşıma araçlarının girmesi yasak olduğu için yürümek tek seçeneğiniz olacaktır. Başta dar ve kıvrımlı yolları size fazla karmaşık gelebilir ancak belirgin şekilde birbirinden ayrılan yapılar sayesinde kısa sürede harita kullanma gereği duymadığınızı fark edeceksiniz.

Hem Prag’ın genç nüfusu herhangi bir din mensubu olmamayı seçmeye başladığı ve hem de bölge yerleşim yeri olarak kullanılmadığı için kiliselerin hemen hemen hepsi konser salonu olarak değerlendirilmektedir. Kapılarda da satışı bulunan etkinlik biletleriyle uygun fiyatlara, müzik eğitimi konusunda başarısı dünyaca kabul edilen Çek Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği müzisyenleri, muhteşem akustiğe ve büyüleyici ambiyansa sahip kiliselerde dinleyebilirsiniz. Devamını Oku “Eski Kent”

Küçük Mahalle

KÜÇÜK MAHALLE (MALA STRANA)

Nehre doğru uzanan kırmızı çatılı şirin evler, insanı dinlenirken dinlemeye davet eden saklı bahçeler, sanatsal zenginlikleriyle büyüleyen Barok saraylar, Orta Çağ’dan kalma sokaklar ve birbirinden eğlenceli müzeler.. Biraz daha kişiselleştirmem gerekirse kendine has huzur duygusuyla Prag’ı sevme nedenim.

Vltava Nehri’nin batı yakasını oluşturan ve Kale Bölgesi’nin hemen aşağısında kalan Mala Strana, konumu gereği turistik olmasının yanında yerleşim yeri olma özelliğini kaybetmemesiyle merkezdeki diğer bölgelerden ayrılır. Bu nedenle bir turist olarak aradığınız her şeyi burada bulabilirken yerel hayatın da içinde kalmanıza olanak tanır. Yine aynı nedenle yeme içme daha uygun fiyatlıdır. Nehrin üzerindeki adacıklara geçişler sayesinde gezi planınızdan kopmadan yeşillikler içinde keyifli bir mola vermek mümkündür.

Buradaki geziniz boyunca ev kapılarının üstünde keman, kurt, yılan, kuğu ve anahtar gibi birçok farklı sembol göreceksiniz. Binalar adres belirlemek üzere numaralandırılmaya başlanmadan önce bu şekilde içinde yaşayan kişinin mesleği ve mevkisine uygun olarak sembollerle süslenirdi. Bu özelliğiyle mahalle, Prag’ın en çok fotoğraf çekilen yerlerinden de biridir.

Mala Strana, kendisinden hiç de öyle bir beklentiniz olmamasına rağmen gezinizin en akılda kalıcı yerlerinden biri olacaktır. Devamını Oku “Küçük Mahalle”

Kale Bölgesi

KALE BÖLGESİ (HRADCANY)

Guiness Rekorlar Kitabı’na “dünyanın en büyük antik kalesi” olarak giren Prag Kalesi, Vltava Nehri’nin batı kıyısında büyük bir tepe üzerine kurulmuştur. Yapımına 9. yüzyılda başlanan kale, Bohemya Kralları, Roma İmparatorları, Çekoslovakya ve son olarak da Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları gibi yüzyıllardır içinde bulunduğu dönemin önemli devlet adamlarının çalışma odalarını içinde barındırmıştır. Tek bir yapı değil, birçok binadan oluşan bir komplekstir. Karl köprüsüne adımınızı attığınız anda “Yahu buralarda bir yerde bir kale olacaktı.” deyip yanlış bir silüet aramanıza mahal vermeden tepede yer alan büyüleyici Aziz Vitus Katedrali ilginizi üstüne çeker. Bölgenin tamamı Hradcany adıyla anılır.

Gezilecek bu kadar çok yer olunca kuşkusuz bir gününüzü buraya ayırmanız dönünce ah vah etmemeniz için hakkınızda en hayırlısı olacaktır. Sabah erken saatte biletlerinizi alıp gezmeye katedralden başlamak öğle saatlerine doğru kıvrıla kıvrıla akılalmaz uzunluğa ulaşan sırayı atlatmanızı sağlar. Devamını Oku “Kale Bölgesi”

Aşağıdakiler Yukarıdakiler

Positano Coğrafyası

Tiren Denizi boyunca uzanan Amalfi kıyılarının en çok rağbet gören kasabaları batıda Sorrento’dan doğuda Salerno’ya doğru Positano, Praiano, Conca Dei Marini, Amalfi, Atrani, Ravello, Minori, Maiori ve Vietri Sul Mare. İtalyan kültürüne biraz aşina olanlar “dolce far niente” yani “hiçbir şey yapmamanın güzelliği” değimini duymuşlardır ki değimin tüm bu kasabalarda ayrı ayrı vücut bulduğunu söylemiş olmak mecazlara sığınmaktan fazlası demek aslında. Valizlerinizi bırakıp bölgeyi keşfetmek için otelinizden ilk çıktığınızda kapının hemen kenarında, tahta bir sandalyenin üzerinde uzaklarda bir noktaya bakarak hayatın anlamını bulmuş gibi bir yüz ifadesiyle oturan amcayı, akşam otele döndüğünüzde bir deja vu misali aynı yerde aynı ifadeyle bulup şaşırabilirsiniz örneğin. Sonra ertesi gün gözünüze kestirdiğiniz bir köşede ben de şurada otursam dersiniz, tüm gün sadece anın tadını çıkarıp manzarayı izleyerek, hiçbir şey için kaygılanmadan ve hatta hiçbir şey düşünmeden. Aralarında en çok ve en çabuk Positano size bunu yaşatır. Adeta zamanı yavaşlatır. Devamını Oku “Aşağıdakiler Yukarıdakiler”